İşçinin İşi Terk Etmesi, Sebebin 6 Yıl Sonra Dava Dilekçesinde Bildirilmesi

Bu yazımızda Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin Temmuz 2020 tarihli bir kararına yer vereceğiz.

İşçinin herhangi bir bildirim yapmadan veya sebep göstermeden, bir anda işi terk etmesi ve bu terk vesilesiyle iş sözleşmesinin işçi tarafından eylemli olarak feshedilmesi durumunda; eylemli fesih tarihinden 6 yıl sonra, hak edilen ücretlerin ödenmemesi iddiasıyla işçi tarafından açılan bir davada emsal olabilecek bir belirleme yapılmıştır.

Konu ile ilgili olarak Yargıtay “Tarafların açıklamaları ve dosyadaki bilgi ve belgelerden davacı işçinin 08/05/2008 tarihinde hiçbir açıklama yapmadan iş yerini terk ettiği eylemli fesih yöntemiyle işi sona erdirdiği görülmektedir. Dairemiz uygulamasına göre işi terk esnasında sözlü veya yazılı olarak belirtilmeyen terk sebebinin makul süre içerisinde açılan dava dilekçesinde açıklanması mümkün ise de yine dairemiz uygulamasına göre fesihten çok sonra açılan davada yapılan izah başlangıçta haklı sebebe dayandırılmayan feshe sonradan haklılık kazandırma çabası olarak değerlendirilmektedir. Somut olay bakımından davacı işçi yazılı ve sözlü hiçbir açıklama yapmadan 08.05.2008 tarihinde işi terk etmiş, terk sebebini 6 yıl sonraki dava dilekçesiyle açıklama yoluna gitmiş, bir anlamda başlangıçta haklı sebebe dayandırmadığı feshine sonradan haklılık kazandırmaya çalışmıştır. Feshe ilişkin oluşa göre şartları bulunmayan kıdem tazminatı talebinin reddi yerine kabulü hatalıdır.” şeklinde belirleme yapmıştır.

Bu belirlemeye göre, herhangi bir sebep göstermeden işçinin eylemli fesih yapması durumunda, makul süre içinde sebep göstermeden yahut dava açmadan, olaydan çok sonra açılan davada belirtilen sebep geçerli olmayacak ve işçi kıdem tazminatına hak kazanamayacaktır.

Burada bana göre üzerinde düşünülmesi gereken bir husus bulunmaktadır. Davanın açıldığı ve fesih yapıldığı tarihlerde kıdem tazminatı talebi için öngörülen zamanaşımı süresi 10 yıldır. Yine olaya bakıldığında, işçi tarafından dava, fesih tarihinden 6 yıl sonra bir başka deyişle zamanaşımı süresi içinde açılmıştır. Buna göre Yargıtay’ın bu belirlemesinin, zamanaşımı süresini fiilen kısaltıp kısaltmadığı durumudur. Şahsen kararın, bu yönden de tartışılması gerektiği kanaatindeyim.

Av. Yıldıray ÇIVGIN

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: