Yıllık Ücretli İzin – Somutlaştırma Yükü

Bu yazımızda Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesinin 07.10.2020 tarihli yıllık ücretli iznin tespitine ilişkin önemli bir kararına yer verilmiştir.

Karara konu olayda, davacı işçi 9 yıllık çalışma süresi boyunca 12 gün yıllık izin hakkını kullandığını, kalan yıllık izin haklarını kullanamadığını iddia etmiş ve buna ilişkin yıllık izin ücretini talep etmiştir. İşverenin davacı işçinin yıllık izin haklarını kullandığına ilişkin delil ve belge sunamaması üzerine, davacının toplam 138 günlük yıllık izin hakkı olduğuna hükmedilmiştir.

Yargıtay ise bu konuda, 9 yılda sadece 12 gün yıllık izin hakkı kullanmış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek, bu konuda hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü çerçevesinde davacının beyanına başvurulması gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.

Kararın tam metni şu şekildedir:

T.C.
YARGITAY
DOKUZUNCU HUKUK DAİRESİ

Esas: 2020/5671
Karar: 2020/11051
Tarih: 07.10.2020
  • SOMUTLAŞTIRMA YÜKÜLÜLÜLÜĞÜ VE DELİİLERİN GÖSTERİLMESİ
  • YILLIK İZİN HAKLARININ KULLANDIRILMADIĞI İDDİASI

(6100 s. Hukuk Muhakemeleri K m. 31, 194) (4857 s. İş K m. 57)
ÖZETSomut olayda davacı vekili süre belirtmeksizin 2003 yılından 04.06.2013 tarihine kadar yıllık izin haklarının kullandırılmadığını iddia etmiştir. Mahkemece, ispat yükü üzerinde olan işverence başkaca imzalı yıllık izin defteri ve eşdeğer belge sunulmadığı gerekçesiyle, davacının toplam hizmet süresine göre 9 yıllık dönemde yalnızca 12 gün izin kullandığı gerekçesiyle bakiye 138 gün yıllık izin hakkının bulunduğu kabul edilerek, taleple bağlı kalınmak suretiyle yıllık ücretli izin alacağı hüküm altına alınmıştır. Mahkemece, davacının davayı somutlaştırma yükü (HMK m.194), hakimin de davayı aydınlatma yükümlülüğü (HMK m. 31) bulunduğu göz önüne alınarak, davacının 9 yıllık çalışma süresi boyunca yalnızca 12 gün izin kullanması hayatın olağan akışına ters olduğundan, davacının beyanı alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili, müvekkilinin 2003 yılı Haziran ayından 04.06.2013 tarihine kadar Elektrik Üretim A.Ş”ye ait Van Elektrik Üretim Santralinde işçi olarak çalıştığını, özelleştirme kapsamında iş akdinin 04.06.2013 tarihinde sonlandırıldığını, kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmediğini, çalıştığı süre boyunca her gün fazla mesai yaptırıldığını, resmi ve dini bayramlarda çalıştığını, yıllık izin ücretleri ile 2009 yılı Kasım ve Aralık ücretleri ve 2010 yılı Ocak, Şubat ve Mart ayı ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.

Davalı Cevabının Özeti:

Davalı Elektrik Üretim Anonim Şirketi vekili, davacının işyerini devaralan Haliç Elketrik Üretim AŞ.’de çalışmaya devam ettiğini, iş akdinin feshinin söz konusu olmadığını, aksinin kabulü halinde dahi müvekkilinin anahtar teslimi suretiyle işin yapımını yüklenici firmaya bıraktığını, alacaklardan sorumluluğunun bulunmadığını, davacının talep konusu alacaklarının ödendiğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

Davalı …. vekili, davacının 01.12.2011-04.06.2013 tarihleri arasında çalıştığını, işin belirli süreli olduğunu, önceki dönemlerden sorumlu tutulamayacağını, davacının yıllık izinlerini kullandığını, talep konusu alacaklarının ödendiğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece, bozma öncesi yapılan ilk yargılamada, toplanılan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın, davacı ve davalılardan Elektrik Üretim Anonim Şirketi tarafından temyiz edilmesi üzerine, İlk Derece Mahkemesi kararı Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi’nin 08.05.2019 tarihli, 2016/7743 esas ve 2019/10052 karar sayılı ilamı ile bozulmuş olup; İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyulmasına karar verilmiştir.

Bozma sonrası yapılan yargılamada, mahkemece toplanılan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Temyiz:

Karar süresi içerisinde taraflar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

Gerekçe:

1-Dosyadaki yazılara, belgelere ve tüm dosya kapsamına göre; tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Somut olayda, davacı vekilinin 29.01.2020 havale tarihli bilirkişi ek raporunda hesaplanan kıdem ve ihbar tazminatı alacakları yönünden yerel mahkemenin 2020/141 esas sayılı dosyasından 10.301,93 TL kıdem tazminatı ve 3.022,05 TL ihbar tazminatı alacağı olmak üzere toplam 13.323,98 TL alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesi talebinde bulunduğu ve anılan dosyanın işbu dava ile birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Buna göre mahkemece kıdem ve ihbar tazminatı alacakları yönünden asıl dava ve birleşen dava yönünden, işbu dava dilekçesindeki miktarlar da dikkate alınmak suretiyle kıdem tazminatı alacağının 18.301,93 TL. olarak, ihbar tazminatı alacağının 3.222,05TL olarak kabulü gerekirken yalnızca birleşen davada talep olunan kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

3-Taraflar arasında, davacının yıllık izin ücreti alacağının miktarı noktasında uyuşmazlık vardır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 31. maddesinde hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir, delil gösterilmesini isteyebilir şeklinde düzenleme yapılarak hakime yargılama sonunda doğruya ulaşma görevini yüklemiştir. Anayasamızın 141. maddesine göre, yargı basit, çabuk ve ucuz gerçekleşmelidir. Devlet yargının basit, ucuz ve çabuk gerçekleşmesi için gerekli düzenlemeleri yapmak durumundadır. Zira hakkın tanınması ve korunmasındaki gecikmeler, hukuk devleti ilkesi ile uyumlu değildir, adil yargılanma hakkını ihlâl eder. Bu sebeple yargılama sonucunda ulaşılacak hüküm, doğru, gecikmemiş ve kendisinden beklenen etkiyi gösteren bir niteliğe sahip olmalıdır. Bundan dolayı belirsiz vakıaların açıklattırılmasına, eksikliklerin hâkim tarafından işaret edilerek taraflarca giderilerek yargılamanın uzatılmasının önüne geçilmesine ilişkin hâkimin davayı aydınlatma yükümlülüğü bulunmaktadır. Usul hukuku için haksızlığın önlenmesinin anlamı, doğru hüküm kurulmasıdır. Bu hususta yapılacak bir inceleme içinse, tarafların iddialarını eksiksiz ve zaman, yer gibi somut unsurlarıyla tam bir açıklık içinde yargılamaya getirmeleri gerekmektedir. Doğru hüküm kuramama, bazen ise zayıf olan tarafın bir usuli hakkı bilmiyor olması dolayısıyla söz konusu olmaktadır. Böyle bir durumda, hakkın özünün, usule kurban edilmesi mümkün olmadığından, tarafın bir vakıayı bütün ayrıntılarıyla getirmemiş olması dolayısıyla yargılamanın doğru ve adil bir hüküm kurmaya elverişli olacak şekilde aydınlatılmamış olması durumunda hâkim devreye girecek ve söz konusu usûlî olanağı tarafa hatırlatacaktır.

Somut olayda davacı vekili süre belirtmeksizin 2003 yılından 04.06.2013 tarihine kadar yıllık izin haklarının kullandırılmadığını iddia etmiştir. Mahkemece, ispat yükü üzerinde olan işverence başkaca imzalı yıllık izin defteri ve eşdeğer belge sunulmadığı gerekçesiyle, davacının toplam hizmet süresine göre 9 yıllık dönemde yalnızca 12 gün izin kullandığı gerekçesiyle bakiye 138 gün yıllık izin hakkının bulunduğu kabul edilerek, taleple bağlı kalınmak suretiyle yıllık ücretli izin alacağı hüküm altına alınmıştır.

Mahkemece, davacının davayı somutlaştırma yükü (HMK m.194), hakimin de davayı aydınlatma yükümlülüğü (HMK m. 31) bulunduğu göz önüne alınarak, davacının 9 yıllık çalışma süresi boyunca yalnızca 12 gün izin kullanması hayatın olağan akışına ters olduğundan, davacının beyanı alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 07.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Av. Yıldıray ÇIVGIN

Not: Corpus’da yer alan içtihat metinlerinin basılı yayında ve ticari olmayan elektronik ortamda kullanılması referans gösterilmek şartıyla (www.corpus.com.tr) serbesttir.

Bir Cevap Yazın